Altın Koza Ulusal Yarışma’da son filmler değerlendirildi
Altın Koza Ulusal Yarışma, Ali Özel’in Beklenti ve Sinan Biçici’nin Patates Kızartması filmlerinin gösterimiyle sona erdi.
33. Adana Altın Koza Ulusal Yarışma, son gün gösterimleriyle tamamlandı. Ali Özel’in Beklenti ve Sinan Biçici’nin Patates Kızartması filmleri, festival gösterimlerinin yapıldığı 01 Burda’nın yenilenen salonlarında seyirci karşısına çıktı. Yarışmanın sonuçları, Zuhal Olcay başkanlığındaki jüri tarafından belirlenecek. Jüride Şebnem Bozoklu, Salih Bademci, Erdem Tepegöz, Nilgün Öneş, Gökhan Tiryaki ve Ayça Çiftçi yer alıyor.
Beklenti
Ali Özel, 2019’da Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde 11 ödül kazanan Bozkır’ın ardından ikinci uzun metrajıyla izleyici karşısına çıktı. Beklenti, taşra kasabasında görev yapan bir kadın doktorun cesedinin bulunmasıyla açılıyor. Ancak olayın merkezine doktorun ölümü değil, farklı toplumsal çevrelerden gelen karakterlerin kendi korkuları, önyargıları ve beklentileri yerleşiyor.
Çocuk sahibi olabilmek için gizlice tedavi gören çoban Celil, çelişkili ifadeleri nedeniyle cinayetin baş şüphelisi olarak tutuklanıyor. Eşiyle boşanma sürecindeki avukat Enver ise İstanbul’dan babası Raci’yi ziyaret etmek üzere geldiği kasabada davayla ilgilenmeye başlıyor. Raci, kasabada büyük bir taş ev yaptırmış ve çevredeki arazileri şantiyeye dönüştürmüş biri olarak modernleşmiş orta sınıfı temsil ederken, Celil, Hacer ve Celil’in babası Kerim köy yaşamının güçlükleriyle boğuşuyor.
Film, iki ayrı dünyanın kendi içindeki sorunlarını da görünür kılıyor. Raci çevresine karşı babacan ve saygın bir görüntü vermeye çalışsa da kasabanın doğasının tahrip edilmesinden rahatsızlık duymuyor. Celil ise çocuk sahibi olamamanın utancıyla toplumdan uzaklaşırken, Hacer hem eşine hem de koyunlarına sahip çıkmaya çalışıyor. Kerim’in oğluna ve gelinine ilgisiz kalması, aile içindeki gerilimi daha da büyütüyor.
Özel, çözülmemiş bir ölümün kasaba hayatını bütünüyle altüst etmediği bir atmosfer kuruyor. İnsanlar gerçeği araştırmak yerine kendi inançlarına ve dedikodularına uygun bir suçlu arıyor; toplumsal baskı ve kınanma korkusu Celil’i kolay hedef haline getiriyor. Yönetmen, önceki filminde olduğu gibi baba-oğul ilişkilerini öne çıkarırken bu kez farklı sınıflara ait iki ayrı ilişkiyi karşılaştırıyor.
Beklenti, benzer coğrafyaları ve insan ilişkilerini ele alan Bir Zamanlar Anadolu’da’yı hatırlatsa da daha sade ve süssüz bir sinema dili benimsiyor. Diyalogların yalınlığı ve gerçekçi yaklaşım filmin atmosferiyle örtüşüyor; ancak sınıfsal karşılaşmanın yeterince keskinleştirilmemesi, anlatının yer yer etkisini kaybetmesine neden oluyor. Sonuçta film, Ali Özel’in taşra bakışını sürdürüyor fakat bu sadelik, yapımın kalıcılığını ve sinemasal gücünü sınırlıyor.
Patates Kızartması
Sinan Biçici’nin Patates Kızartması filmi, bir dizi setinde yıllar sonra karşılaşan iki eski arkadaşın hikâyesini anlatıyor. Oyunculuğa birlikte başlayan Akın, televizyon dünyasında tanınan ve yüksek gelir elde eden bir yıldıza dönüşürken Serdal tiyatroda kalıyor ve maddi sıkıntılar yaşıyor. Serdal, Akın’ın rol aldığı dizinin setine figüran olarak geldiğinde iki arkadaş yeniden bir araya geliyor.
Akın, eski dostunu karavanında ağırlıyor. Geçmişte patates ve makarnayla geçirdikleri günleri hatırlayan ikili, birlikte patates kızartırken hayatlarının nasıl farklı yönlere savrulduğunu konuşuyor. Set çalışanlarının karavana girip çıkması ve devam eden çekimler eşliğinde, aralarındaki dostluğun yanı sıra televizyon sektöründeki hiyerarşi de görünür hale geliyor.
Film, uzun ve kesintisiz steadicam planlarıyla setin hareketliliğini yansıtmaya çalışıyor. Ancak sınırlı bir alanda geçen ve büyük ölçüde diyaloglara dayanan anlatıda bu kamera kullanımı her zaman anlam üretmiyor. Görsel biçim arayışı ile konuşma merkezli senaryo arasında tam bir uyum kurulamaması, yapımın zaman zaman iki farklı anlatım tercihi arasında kalmasına yol açıyor.
Akın ile Serdal arasındaki sohbetler, geçmişten bugüne uzanan dostluklarını ve sektördeki eşitsizliği açığa çıkarıyor. Buna karşın diyalogların bir bölümü gündelik konuşma düzeyinde kalıyor ve iki karakterin ilişkisini derinleştirecek yoğunluğa ulaşamıyor. Bülent Emin Parlak ile Serkan Genç’in farklı oyunculuk enerjileri bazı etkili anlar yaratsa da senaryo bu karşılaşmayı yeterince güçlü biçimde taşıyamıyor. Elit Andaç Çam da dikkat çekici bir performans sergiliyor; ancak karakterine sınırlı alan açılıyor. Sinemada fazla işlenmeyen oyuncular arasındaki sınıfsal ve mesleki ayrışmayı ele alması, Patates Kızartması’nı yine de ilgi çekici kılıyor.




