Open House İstanbul: Şehirle Bağlantıyı Yeniden Kurma Çabası
Open House İstanbul, şehrin kapılarını açarak mimari yapıları tanıtmayı ve şehirle olan bağı güçlendirmeyi amaçlıyor.
Open House İstanbul organizasyonunun arkasındaki ekip, Aleyna Alan, Begüm Bayraktar, Melda Osmanoğlu, Dr. Çiğdem Eren, Dila Kabakcı ve Nişvan Kabakcı’dan oluşuyor. Dr. Çiğdem Eren, OGGUSTO’ya verdiği röportajda, herkesin önünden geçtiği ama içine girmediği yapıların şehirle olan bağlantısını nasıl değiştirdiğini anlattı.
İstanbul, çoğu zaman hızlıca geçilen bir şehir olarak algılanıyor. Aynı sokaklardan defalarca geçiliyor, binaların önünden bakmadan yürüyoruz. Ancak bu kapıların ardında, bambaşka hikayeler ve şehri farklı hissettiren anlar bulunuyor. Open House İstanbul’un amacı, bu yapıların daha yakından tanınmasını sağlamak. 7-10 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirilecek etkinlikte, kentin farklı köşelerinde genellikle kapalı kalan veya göz ardı edilen yapılar kısa bir süreliğine ziyaretçilere açılacak.
Bu röportajda Dr. Çiğdem Eren, Open House İstanbul’un şehre bakış açısını nasıl değiştirdiğini ve bu etkinliğin İstanbul’daki önemini vurguluyor.
Kapak Görseli: İTÜ Taşkışla
Röportaja geçmeden önce Open House İstanbul ile ilgili tüm detayları öğreneceğiniz OGGUSTO yazısına göz atmak isteyebilirsiniz.
İstanbul’un Farklı Dönemlerine Ait Yapılar Var
Open House İstanbul, şehre bakış açımızı nasıl dönüştürmeyi hedefliyor? Bu etkinliğin İstanbul’daki yeri sizce nedir?
Genellikle sınırlı bir kesimin deneyimleyebildiği bu mimari yapılar, festival aracılığıyla halka açılıyor ve tamamen ücretsiz olarak sunuluyor. İstanbul’daki karşılığı ise, bir anlamda “şehrin kapılarını açan” bir kamusal keşif pratiği; kent hafızasını mekânlar üzerinden kolektif bir diyaloga dönüştüren özgün bir organizasyon.
“Burası Bana Ait Değil Hissi” Ortadan Kalkmalı
İstanbul’da birçok insan yapıları dışarıdan tanıyor ama içlerine girmiyor. Bu mesafenin nedenini nasıl açıklarsınız ve Open House bunu nasıl aşmayı hedefliyor?
Bu işlevsel erişilmezlik, günlük yaşamın koşuşturmacası içinde “burası bana ait değil” hissini doğurarak psikolojik bir yabancılaşmaya yol açıyor. Mekânlar, insan odaklı olmaktan çıkıp yalnızca dışarıdan izlenen anıtsal objelere dönüşüyor ve bu durum, kentlinin yaşadığı çevreyle olan duygusal bağını zayıflatıyor. Open House İstanbul ise bu algıyı tersine çevirerek yapıları daha anlaşılır ve paylaşılabilir hale getiriyor.
Bir yapının “ziyarete açmaya değer” olmasını sağlayan unsurlar neler? Mimari değer, hikaye ya da dönüşüm süreci mi?
Open House yaklaşımında bu unsurların hepsi önemli. Mimari nitelikler elbette önemli, ancak yapının taşıdığı hikaye, tanıklık ettiği dönemler ve geçirdiği dönüşümler de dikkate alınmalı. Open House İstanbul, sadece turistik simgelerin ötesinde, kent hafızasında önemli bir yer edinen ancak genellikle kamuya kapalı olan sivil ve yarı kamusal mimari örnekleri odağına alıyor.
İstanbul’un Zıt Yaşam Tarzları Bir Arada
Programdaki çeşitlilik, nasıl bir İstanbul hikayesini anlatıyor?
Açık yapı ziyaretlerinin yanı sıra, festivalde kentle ilişki kuran atölyeler, mimari anlatımlar ve Taşkışla Seminerleri de yer alıyor. Yapı ziyaretlerine ek olarak düzenlenen bu seminerler, İstanbul’un sokak hayvanlarından apartman tabelalarına, sanat ve mimarlığın kurduğu ilişkiden Casa Botter gibi yapıların dönüşüm hikâyelerine kadar çok çeşitli konuları ele alıyor.
Bu yapılara “başka bir gözle bakmaya başladığınız” bir an yaşadınız mı?
Daha önce Roma, New York, Prag ve Londra gibi şehirlerdeki Open House festivallerini deneyimleyen kurucu ekip olarak, bir şehri normalde görünmeyen yüzüyle keşfetmenin ne kadar etkileyici bir deneyim olduğunu bizzat yaşadık ve bu fikrin İstanbul’daki karşılığını merakla bekledik. Seçkimizde yer alan yapıların kapılarını çalıp iç mekânları keşfettikçe, sahiplerinden o yapıların hikâyelerini dinledikçe ve projemize dair olumlu geri dönüşler aldıkça, bu deneyimi İstanbullularla paylaşma heyecanımız arttı.
İlk kez katılacak biri için ideal bir Open House günü nasıl olmalı?
Open House İstanbul, dört gün boyunca 40’tan fazla yapıyı ziyarete açarak ve çeşitli etkinlikler, söyleşiler düzenleyerek tam anlamıyla bir festival havası yaratacak. Burada nicelikten ziyade nitelik ön planda olmalı. Az sayıda yapıyı daha dikkatli ve bilinçli bir şekilde deneyimlemek, etkinliğin ruhunu daha iyi yansıtır.
İTÜ Taşkışla Özel Bir Yere Sahip
Open House’u herkesin önünden geçtiği ama içini bilmediği bir yapı üzerinden anlatmanız gerekse?
Gündelik yaşamda eğitim gören öğrencilere eşsiz bir okul ortamı sunan bu anıtsal yapı, festival kapsamında gönüllü öğrencilerin rehberliğinde kapılarını kente açtı.
Bu etkinliği deneyimleyen biri, İstanbul’la ilişkisini nasıl yeniden tanımlar?
Open House İstanbul, katılımcının kentle olan ilişkisini daha bilinçli, meraklı ve katılımcı bir düzleme taşır. Görünen ile görünmeyen arasındaki sınırları kaldırır. Kent artık yalnızca cepheleriyle var olan bir arka plan değil; keşfedilen, anlamlandırılan ve sahiplenilen bir deneyim alanına dönüşür. Bu süreç, bireysel hafıza ile kentsel hafıza arasında daha güçlü bir bağ kurulmasını sağlarken, kentle olan ilişkiyi daha derin ve sürdürülebilir hale getirir.




