Tutkunun Karanlık Yüzü: Uğultulu Tepeler ve Annelik Miti
Emerald Fennell ve Mary Bronstein, tutku ve annelik mitini farklı bakış açılarıyla ele alıyorlar.
Emerald Fennell, Uğultulu Tepeler adlı eseri sinemaya uyarlarken tutku, sınıf çatışması ve şiddeti estetik bir bakış açısıyla yeniden ele alıyor. Fennell, bu uyarlamada karakterlerin karmaşık ilişkilerini ve içsel çatışmalarını derinlemesine irdeliyor. Mary Bronstein ise “Bacaklarım Olsaydı Seni Tekmelerdim” adlı filminde annelik mitini karanlık bir komedi ile sorguluyor. Her iki yapım da izleyicilere derin düşünme fırsatı sunuyor.
Emerald Fennell, gotik türdeki eserlerin kendisine olan tutkusunu dile getirirken, komedi ve korkunun, arzu ve şiddetin iç içe geçtiği bir dünya yaratma amacını vurguluyor. Bronte Kardeşler ve Daphné du Maurier’in eserlerinden etkilenen Fennell, Uğultulu Tepeler’i ilk okuduğunda yaşadığı derin duygusal tepkiyi hatırlıyor. Bu romanın, yasak aşk, intikam ve ölüm temalarını işlediğini belirten Fennell, eseri sinemaya uyarlarken sınırları zorlamak istediğini ifade ediyor.
İlk filmi Yetenekli Genç Kadın ile dikkatleri üzerine çeken Fennell, bu filmde toksik erkekliği eleştirerek güçlü bir kadının intikam hikayesini anlatmıştı. Sonrasında ise Saltburn ile varlıklı sınıfı sorgulayan bir yapım ortaya koydu. Uğultulu Tepeler, Emily Bronte’nin 1847’de yayımlanan ilk romanı olarak, karakterlerin acımasızlığı ve etik ikilemleri ile dikkat çekiyor. Roman, genellikle trajik bir aşk hikayesi olarak bilinse de, aslında çok daha derin temalar barındırıyor: sınıf çatışmaları, istismar, şiddet ve tutku gibi.
‘BANA MUSALLAT OL’
Emerald Fennell’in Uğultulu Tepeler uyarlamasında, film açılış sahnesiyle dikkat çekiyor. İdam sahnesi, izleyicinin heyecanını artırırken, filmin atmosferini de belirliyor. Hikaye, yoksul bir malikaneye getirilen yetim Heathcliff ile başlıyor. Catherine ve Heathcliff’in karmaşık ilişkisi, gençlik dönemlerinde yaşanan aşağılamalar ve güç mücadeleleri ile şekilleniyor. Catherine’in varlıklı komşusu Edgar Linton ile evlenmesi, Heathcliff’in intikam planlarını devreye sokmasına neden oluyor. Fennell’in yorumuyla, Margot Robbie, Jacob Elordi ve diğer oyuncular etkileyici performanslar sergiliyor. Margot Robbie, bu filmle kadın oyuncu dalında Oscar adayı oldu.
ANNELİK TABUSU
Mary Bronstein’ın “Bacaklarım Olsaydı Seni Tekmelerdim” adlı filmi, Amerikan bağımsız sinemasının ilginç bir örneğini sunuyor. Linda, hasta kızına tek başına bakmak zorunda kalırken, kendi içsel çatışmalarıyla yüzleşiyor. Kızının hastalığı belirsizliğini korurken, Linda’nın yaşadığı zorluklar ve annelik travmaları filmde derinlemesine işleniyor. Bronstein, küçük kızın yüzünü göstermeyerek izleyicinin empati kurmasını engelliyor. Linda’nın yaşadığı içsel çatışmalar, annelikten kaçış isteği ile birleşiyor. Rose Byrne, Conan O’Brian ve Danielle Macdonald gibi isimlerin yer aldığı film, Berlin Film Festivali’nde ödül kazanarak dikkat çekti.




